Piazza del Duomo’dan İzlenimler

Milan’a (Milano’ya) beşinci gelişim. Şehre her gelen gibi, Duomo meydanı (Piazza del Duomo) ilk uğrak yerlerimden. Her ziyaret edişimde farklı izlenimler ediniyorum.

Duomo katedralini karşınıza aldığınızda sol tarafınızda bir alışveriş merkezi yer alıyor. Günümüzdeki alışveriş merkezlerinin ilk örneği olarak kabul edilen “Galleria Vittorio Emanuele II“.  Geçmişte şehri bir dönem Fransızlar yönetmiş (1796-1814). Fransız ordusu Milan’a çiçek yağmuru altında girmiş, Napolyon, 1805’te şehrin demir tacını başına koyarak ”Tanrı onu bana verdi. Ona dokunanın canı çıksın” demiş. Fransız egemenliğini, Avusturyalıların şehre hakim olduğu, halka kötü muamele edilen bir dönem izliyor (1859’a kadar). Bu dönemde, Verdi müziği ile İtalyan halkına, İtalyan birliğine giden yolda önemli bir motivasyon sağlamıştır. İki yıl sonra Milan, yeni İtalya Krallığının bir parçası olur. Yeni krallığın başkenti ise Roma’dır. Milan, ekonomik ve kültürel başkent olarak seçilir. Bu yüzden Milan’da büyük projeler başlatılır. İşte “Galleria Vittorio Emanuele II” bu projelerden biridir ve İtalya’nın ilk kralının ismi verilmiştir. Yapımına 1865 yılında başlanmış, giriş kısmı hariç 1867 yılında tamamlanarak açılışı yapılmıştır. Giriş kısmı için hesaplanan bireysel iş günü 700.000’dir. Tamamlanması on yıldan biraz fazla sürer. Trajik bir hikayesi vardır. Giriş kısmının yapımında mimari ve estetik konulardan sorumlu olan “Giuseppe Mengoni” son denetlemelerini yaparken yüksekten düşerek hayatını kaybetmiştir.

Piazza del duomo

Piazza del Duomo (1877)

İtalya’nın kuzeyi ile güneyi birçok bakımdan çok farklı. Örneğin Napoli’de de Milan’dakine benzer bir alışveriş merkezi var. Adı “Galleria Umberto I“. Adını Vittorie Emanuele’nin oğlu olan ikinci kraldan almış. Milan’daki ne kadar görkemli ve zenginliği temsil ediyorsa, Napoli’deki de bir o kadar bakımsız ve fakirliği temsil ediyor.

Vittorio

Vittorio Emanuele II

Meydandaki Vittorio Emanuele II heykelinin açılışı 1970 yılında yapılmış.  “Equestrian” olarak anılan atlı heykellerden. Atlı heykellerle ilgili şöyle bir mit vardır: Eğer atın ön iki ayağı havadaysa binicisi savaş meydanında ölmüştür, biri havadaysa savaş meydanında yaralanmış ama daha sonra aldığı yaralar nedeniyle ölmüştür, eğer dört ayağı da yere basıyorsa eceliyle ölmüştür. Bu mitin kökeni Amerika’ya, Amerika iç savaşında önemli bir dönüm noktası olan “Gettysburg Muharebesi”ne (1863) uzanıyor. Bu çarpışmada kuzeyliler ilk kez büyük bir üstünlük sağlamış ve iki yıl sonra Haziran ayında bütün güney askerleri silahlarını bırakarak teslim olmuşlar. Muhtemelen Gettysburg Muharebesi anısına yapılan atlı heykellerin tanıtımını yapan rehberler tarafından savaşan kişilerin kaderini betimlemek için böyle bir tanımlama yapılmış. Uymayan örnekler olsa da bu mit giderek yaygınlaşmış. En azından bu heykel için uyduğunu söyleyebiliriz.

Gelelim meydana adını veren Duomo’ya. Yapımına 1385 yılında başlanmış, son haline ise 1965’te getirilmiş. Yani altı asırlık bir süreç. Gotik sanatının en önemli örneklerinden. Bir önemli özelliği de dünyada en fazla heykel barındıran yapı olması. Tam olarak 3159 heykel var, bunların 2245’i dış cephesinde yer alıyor. Benim ilgimi çeken sol dış duvarda (güney duvarında) yer alan ters heykel oldu.  Agapito isimli bir gence ait.

Agapito

St. Agapito (Agapitus)

Agapito, 15 yaşında, Roma imparatorluğu tarafından, hristiyan olması nedeniyle sayısız işkenceye maruz kalmış; kamçılama cezasından aslanların önüne atılmasına kadar. Tüm bu işkencelere cesurca dayanması anısına 1607 yılında yapılan heykelin orijinali Duomo müzesinde yer alıyor. Duvardaki ise replikası.

Son söz olarak; Milan’da ilginç bir yerel yasa var. Kamusal alanda somurtmak yasak. bu yasağın iki istisnası var: Hastaneler ve cenazeye katılanlar.

 

 

Reklamlar


Kategoriler:Edebiyat/Kültür/Sanat, Gezgin, Her Şey

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

%d blogcu bunu beğendi: