Mavi Horoz

Arkadaşlarla sözleştiğimiz gibi saat 15.30’da Anayasa Bulvarı (Constitution Avenue) üzerinde belirlediğimiz noktada buluşuyoruz. İlk hedef, aynı bulvar üzerindeki Ulusal Sanat Galerisi (National Art Gallery). Masonik ikonların ve göndermelerin bolca olduğu bu şehirde, bulvarların da simgesel bir anlamı olduğu görüşü hakim. Galeriyi gezdikten sonra, biraz da dinlenmek amacıyla, kafesinde oturup bir kahve içelim diye düşündük. Kafeye giden kestirme bir yol ararken yanlışlıkla bindiğimiz, çatıya çıkan asansörden inerken karşımıza çıktı Mavi Horoz. Tamı tamına 472 cm boyu ve bütün ihtişamıyla.

Blue Rooster1

Bir çok önemli sergiye ev sahipliği yapan galeride 1987 yılında “Muhteşem Süleyman Sergisi” de yer almış. Batı, orta ve doğu olmak üzere üç farklı bölümden oluşuyor. Galerinin tasarımı ve eserlerin sergilenişi Avrupadaki örneklerinin çok gerisinde geldi. Sergilenen içerik de çok zengin değildi. Galerileri birbirine bağlayan alt katta yer alan hediyelik eşya dükkanı, içerik olarak daha zengindi diyebilirim. Frederic Bazille ve diğer empresyonist ressamlarının eserlerinin sergilendiği bölümde Bazille ve Sisley’in avladıkları kuşların resmini eş zamanlı olarak yaptıkları tablolar dikkat çekiciydi. Şimdilerde böcekleri öldürüp fotoğraflarını çeken makro (yakın çekim) fotoğrafçıları ile o dönemin ressamları arasında ister istemez tiksindirici bir bağlantı kuruluyor zihnimde.

Sisley and Bazille

Gezmeye batı galeriden başlamıştık, alttan geçerek doğu galeriye gelmiş, çatısında Mavi Horoz ile karşılaşmıştık. Horoz da aslında bizim gibi misafirmiş. İlk olarak Londra’da Trafalgar Meydanında sergilenmiş. Şimdide Ulusal Sanat Galerisinin Doğu bölümünün çatısında Wahington DC’yi seyrediyor. Alman sanatçı Katharina Fritsch tarafından Londra Belediyesinin siparişi üzerine yapılmış. Trafalgar Meydanının o renksiz beton sütunları arasına renk katması için galiba. Dönemin Belediye Başkanı Boris Johnson, 24 Temmuz 2013 tarihinde yaptığı açılışta eseri  “büyük, büyük, mavi, mavi,… kuş” şeklinde tanıtıyor.

Mavi renk ve horoz doğrudan Fransa ile irtibatlandırılmış Londralıların gözünde. Üstelik Fransa’ya karşı yapılan ve kazanılan Trafalgar savaşının anısına yapılan meydanda Nelson anıtının karşısına konulması da bir çok dedikoduya yol açmış. “Napolyon’u yendik ama bakın Horoz olarak geri döndü” diyenler bile olmuş. Ancak Katharina Frisch,  eseri yaparken böyle bir amacı olmadığını ama bu şekilde değerlendirilmesinin kendisinin de hoşuna gittiğini belirtmiş. Kendisi meydanı çok erkeksi sembollerle donatılmış bulduğu için erkeksi bir figür olarak horozu  ve rengi de dikkat çekmesi için koyu mavi olarak seçtiğini söylüyor. “Zamanımızda renkler kayboldu” diyor bir söyleşisinde. “Ve belki de renkler çok çocukça, çok hassas ve çok duygusal olduğu için artık izin verilmiyor” diye ekliyor.

Üç gün önce Horoz’un ikiz kardeşinin Minneapolis Heykel Bahçesine yerleştirildiğini öğreniyoruz. Bahçenin yetkilisi horozun yerleştirilmesi ile ilgili olarak verdiği röportajda, “Yeni şeyler görmek istiyoruz artık, atlar gibi savaşı çağrıştıran heykellerden sıkıldık” diyor.

Bloue Rooster

 

Reklamlar


Kategoriler:Edebiyat/Kültür/Sanat, Gezgin, Her Şey

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

1 reply

  1. Sayenizde horozun öyküsünü de öğrendik…. Herşeyin bir hikayesi var bu dünyada dedirtiyor insana, …..öğrenmenin ve araştırmanın sonu yok, keyfi de hiçbirşeyde yok.

    Liked by 1 kişi

%d blogcu bunu beğendi: