Mutlu Domuz, Üzgün Sokrates

Sokrates, “doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen ve bu uğurda hayatını feda edebilen” bir filozof idi. Peki ama filozof nedir? Bu soruya çok kapsamlı yanıtlar vermek mümkün olsa da biz sadece Çiçero‘nun anlatısındaki tanım ile yetinelim.

Filozof deyiminin ortaya çıkışını Romalı ÇiçeroPlaton’un talebelerinden Pontoslu Herakleides’i kaynak göstererek şöyle anlatır: Pisagor, yaptığı seyahatlerinden birinde Yunanistan’daki Mora yarımadasında bulunan Phlius şehrine gider ve oranın hükümdarı Leon ile görüşür. Yaptıkları sohbetten memnun kalan ve onun derin düşüncesine, geniş bilgisine ve üstün belâgatına hayran kalan LeonPisagor’a sanat ve mesleğinin ne olduğunu sorunca şu cevabı alır: “İnsan hayatı, Yunanlıların görkemli bir şekilde düzenledikleri olimpiyatlara benzer. Oraya gidenlerin bir kısmı çeşitli müsabakalara katılıp ödül almak ve ün kazanmak ister. Bir kısmı alışveriş yapmak için gider. Büyük bir kısmı da eğlenmek ve hoşça vakit geçirmek için orada bulunur. Fakat onların arasında zekâca seçkin ve özgürlüğe düşkün birkaç kişi daha bulunur ki onların üne kavuşmak ve para kazanmak gibi bir kaygıları yoktur. Sadece olimpiyatlarda neler olup bittiğini anlamak ve anlamlandırmak için oraya gitmişlerdir. İşte bunun gibi biz insanlar bir başka âleme gitmek üzere şu hayat sahnesine gireriz. İçimizden bazıları şan-şeref, kimisi mal ve servet peşinde koşar. Birkaç kişi de vardır ki kendilerini varlığın hakikatini araştırmaya vakfetmişlerdir. İşte filos sofos (filozof) dediğim bu kimselerdir.”

Şimdi domuz meselesine gelecek olursak;

Bir keresinde Yunan filozof Pyrrhon‘un seyahat ettiği gemi şiddetli bir fırtınaya yakalanır. Bütün yolcular azgın dalgaların gemilerini paramparça edeceğinden korkup paniğe kapılırken sadece gemideki domuz, soğukkanlılığını kaybetmez ve sakin bir ifadeyle köşesinde oturmaya devam eder.

Domuz çoğu zaman ehl-i keyfin, hazzın veya hedonizmin simgesi olarak kullanılır. Felsefe tarihinde ‘hedonizm‘e bazen “domuz felsefesi” de denilmektedir. Buradaki gemi öyküsünde domuz, düşünsel anlamda olayları kavramadaki yetersizliği veya farkındalık eksikliğini dile getirmek için kullanılmıştır. 

Domuz örneğini bir başka felsefeci daha verir: John Stuart Mill.

Seçme şansı verildiğinde, çamurlu ağılında yuvarlanıp yem kabındaki yiyecekleri midesine indiren hoşnut bir domuz mu, yoksa mutsuz bir insan olmak mı isterdiniz?” şeklinde bir soruyla karşılaştığımızda Mill, mutlu bir domuz yerine üzgün bir insan olmayı seçeceğimizin açık olduğunu düşünüyordu.

Jeremy Bentham ise tam aksini söylüyordu. Ona göre ‘faydacılık‘ ya da ‘en büyük mutluluk ilkesi‘ne göre yapılması doğru olan şey, en fazla mutluluğu sağlayacak şeydir. Mill, Bentham‘ın bu görüşlerine katılmıyordu. Farklı türlerde hazlara sahip olabileceğimizi ve bazılarının diğerlerinden çok daha iyi olduğunu düşünüyordu. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi bir hayvanın deneyimleyebileceği türden hazları ‘aşağı hazlar‘ olarak kabul ediyordu; bunu ‘iyi bir ağıl (ev, makam, statü) ve iyi bir yem (kazanç, gelir)‘ örneği üzerinden aktarıyordu. ‘Yüksek hazlar‘ ise hayvansal kabul edilebilecek hazların dışında olan örneğin kitap okumak, bir sanat icra etmek gibi eylemlerden elde edilebilirdi.

John Stuart Mill her şeye rağmen memnun bir aptal olmaktansa, üzgün bir Sokrates olmanın daha iyi olduğunu söylemiştir. Sokrates‘in -bir aptalla kıyaslandığında- düşünmekle çok daha incelikli hazlara ulaşabileceğini düşünmüştür. Hayvanların daha yüksek hazları tercih etmek gibi bir şansı olmadığından onlar için bu türden bir tercih geçerli değildir. Çünkü domuz okuyabilseydi, çamurda yuvarlanmak yerine okumayı ya da diğer yukarı hazları seçerdi. 

Peki, okuyabilen ama düşük hazları seçenleri nereye koymalı?

 

 

 

Reklamlar


Kategoriler:Denemeler, Din/Felsefe/Mitoloji, Her Şey

Etiketler:, , , , , , , ,

%d blogcu bunu beğendi: