Bir Hırsız Bir Berbere Gel Beraber Bir İş Yapalım Demiş

Merak edip, bir web sayfasında Arda Turan’ın Türkiye’den sipariş ettiği kitaplar listesine bakarken dikkatimi çekti kitap. Bazen yayınevi, bazen kitabın kapağı, bazen de yazarın adı dikkatimi çeker, ama bu sefer başlığına takılmıştım: “Bir Hırsız Bir Berbere Gel Beraber Bir İş Yapalım Demiş.” Algıda seçicilik midir ya da tevafuk mudur tam olarak kestiremiyorum ama hayatımda, çok kereler, yaşadığım olaylarla örtüşen bir şeyler olmuştur. Atatürk Havalimanı Dış Hatlar terminalindeki kitapçıda gezinirken yeniden rastladım

mendoza

Başlığı, kitabın içeriğiyle uygun ama orijinal başlıktan bir hayli uzak. “El enredo de la bolsa y la vida” şeklindeki orijinal başlığı “Cüzdan ve Yaşam Mücadelesi” şeklinde çevirmek mümkün. Hikaye bir ara tımarhanede birlikte kalan iki eski kafadarın, o dönem o merkezi (yani tımarhaneyi) yöneten Dr. Sugrañes için düzenlenecek olan fahri doktora törenine davet edilmeleri ile başlar. Romandaki ana karakter olan berber (bayan kuaförü), daha önce yattığı hastaneyi hapishaneye benzetmekte, doktoru da çok sevmemektedir. Bunu en başından ifade eder: “…bir zamanlar haksız yere hapishanede yattım. Burası ruhsal rahatsızlıkları olan suçlular için bir cezaeviydi ve Dr. Sugrañes’in hiç de hoş olmayan yöntemleri ile idare ediliyordu.

Bu daveti, kendisiyle uzun yıllar ilgilenen doktorun kariyerini taçlandırma amacı ile kabul eder ancak durum biraz farklıdır. Doktor her iki arkadaşı da davet etmiştir aslında. Diğer arkadaşını (Yakışıklı Rómuloyu), berber gelmezse yerine sahneye çıkarırız diye ihtiyaten çağırmışlardır. Berber özene bezene hazırlanarak gittiği törende doktorun egosuna hizmet edeceğini bilmemektedir. Ödünç aldığı takım elbise üzerinden çıkarılmış, oditoryumda Dr. Sugrañes’in elinde lavman varken kalabalık bir seyirci karşısına kalçalarını açık bırakan bir kıyafetle çıkarılmıştır. Gerisi malum ! Tören sonrası iki arkadaş kendi tabirleriyle, ilim irfan binasından çıktıktan sonra, bir restorana gidip sohbet etmeye başlarlar.

Yakışıklı Rómulo, dışarıdayken bir hırsızlık suçu işlemiştir, yeniden tımarhaneye gönderilecektir ama boş yer açılana kadar dışarıdadır (yazar burada da İspanya sosyal güvenlik kurumuna yönelik bir eleştiride bulunmaktadır). Bu fırsattan (dışarıda ve özgür olmaktan) istifade ederek berber olan arkadaşına yeni bir soygunda iş birliği teklif etmektedir. Berber, arkadaşının teklifini reddeder. Bu ret romanın kırılma noktasıdır. Olaylar iki arkadaş açısından farklı şekilde gelişir. Okuyucu önce berberin ağzından sonra da Yakışıklı Rómulo açısından olayları öğrenir. İki arkadaş daha sonra Angela Merckel’in kaçırılması eyleminde yeniden karşı karşıya gelirler. Bu kaçırma eylemi romanın en zayıf kurgulandığı yerlerden biri olarak sırıtmakla birlikte, amacın İspanya’nın Almanya’ya olan ekonomik bağımlılığıyla dalga geçmek şeklinde olduğu izlenimi vermektedir.

Barselona sokaklarında, renkli karakterlerle ilerleyen olaylar arasına bilgece cümleler de serpiştirilmiş. Birkaç örnek verecek olursam:

  • “Dağın tepesinde yaşamanın avantajı hep yokuş aşağı inmektir. Tabii ki geriye dönmek aklına gelmediği sürece.”
  • “Çok yaşamanın sırrı erken yaşlanmaktır.”
  • “Büyük filozof ama kötü tüccarız. Çok fazla soru soruyoruz.”
  • “Para ödemezsen emir de veremezsin.”
  • “Her şeyin iyi tarafını görmeye çalış, önüne geçemeyeceğin şeyler karşısında sabırlı ol ve özellikle nefes almayı unutma.”
  • “Hiçbir şey birini onun yokluğunda yaptığı kadar mitolojik bir karakter haline getiremez.” gibi…

Ming Hanedanlığına ait porselen bir vazo ile plastikten yapılmış kopya bir vazonun karşılaştırıldığı pasajı da kitabı okuyacakların ilgisine sunuyorum.

 

 

Reklamlar


Kategoriler:Edebiyat/Kültür/Sanat, Her Şey

Etiketler:, , ,

%d blogcu bunu beğendi: