Sisifos mu, Tantalos mu?

Siddharta Gautama’ya göre acı, bir insanın kendi davranış örüntüleri sebebiyle ortaya çıkar ve temel nedeni arzulamaktır. Zihin, hoşuna gitmeyen bir deneyim yaşadığında ondan kurtulmayı, hoşuna giden bir deneyim yaşadığında ise bunun kalıcı olmasını ve daha yoğun bir şekilde yaşamayı arzu eder. Bu yüzden de hep doyumsuz ve huzursuzdur. Acı sürdükçe mutsuz oluruz ve acıdan kurtulabilmek için her şeyi yaparız. Öte yandan keyifli şeyler yaşadığımızda bile tamamen mutlu değilizdir. Ya keyfimizin biteceğinden korkarız ya da keyfin yoğunlaşmasını dileriz. Yani her iki durumda da bir kısır döngüye girileceği için acı çekmek kaçınılmazdır.

Gautama bu kısırdöngüden çıkmanın yolunun ise, zihin hangi deneyimi yaşarsa yaşasın, olayların olduğu gibi kabullenmesinde olduğunu öne sürmüştür. Acı çekmekten kurtulmak için arzulamaktan kurtulmak gerekir. Bunu yapmanın tek yolu da gerçekliği olduğu gibi kabullenip yaşaması için zihni eğitmektir. Böylelikle acı hissedilse bile, acı çekmekten kurtulmayı dilemediği için, bu acı mutsuzluk kaynağı olmayacaktır. Oswald Spengler, Batının Çöküşü eserinde, batı dünyasını Pers ve Arap kültürüyle kıyaslarken Apolloncu ve Faustçu olarak iki kategori kullanmıştır. Apolloncu ifadesi akıl, uyum, denge ve adaletle tanımlanan kültürleri temsil eder. Apollonculuğun sembolü çemberdir. Faustçuluğun sembolü ise sürekli ilerleyen ve modern inancı temsil eden düz çizgidir. Sürekli ilerleme arzusu ise travmatiktir. Freud’un belirttiği gibi nevroza neden olan şey eylemler değil isteklerdir.

sisifos

Sisifos

Konuyu daha netleştirmek için Yunan mitolojisinden Sisifos ve Tantalos örnekleri verilebilir. Her ikisi de yaptıkları hatalı eylemler için tanrılar tarafından cezaya çarptırılmışlardır. Sisifos’un cezası bir kayayı sürekli yuvarlayarak bir dağın zirvesine çıkarmaktır. Kaya tam tepeye gelip kendi ağırlığıyla aşağı yuvarlandıktan sonra aynı süreç yeniden başlayacak ve bu ceza sonsuza kadar sürecektir. Tantalos ise boğazına kadar suya gömülü halde tutulur, üzerinde de ağaç dallarına asılı meyveler bulunmaktadır. Su içmek için eğildiğinde su çekilir, başını meyvelere uzattığında ise dallar yukarı çekilerek meyveler uzaklaştırılır.

tantalos

Tantalos

Dışarıdan bakıldığında her ikisi için de beyhude bir çabadan bahsetmek mümkün ancak aralarında ciddi farklar bulunmaktadır. Albert Camus’a göre Sisifos, uyumsuz bir kahramandır. Bir alın yazısı vardır, onu kaçınılmaz bulur ve küçümser. Camus, Sisifos’u mutlu olarak tasarlamak gerektiğinden bahseder, çünkü tepelere doğru tek başına didinmenin bile bir insan yüreğini doldurmaya yeteceğini düşünür. Sisifos, hedefine ulaşınca (yani zirveye çıkınca) eyleminin asıl amacının yolun kendisinin olduğunu, bir inip bir çıkmak olduğunu kavrar.

Tantalos ise hedefine ulaşamamaktadır. Ulaşamadıkça daha çok arzulamakta, daha çok acı çekmektedir. Tantalos olmanın asıl trajik yönü hiçbir zaman ulaşamayacağımız şeyleri sürekli görmek zorunda kalmamız değil, zihnimizde var olan görmek ile erişmek arasındaki bağlantının zedelenmesidir. Tantalos aslında susuz ve gıdasız yaşayabilmektedir. Ama bunun farkına varamamaktadır.

Günümüz insanı, kendini hedefe değil de yola adamış olan Sisifos’tan çok, çöken göstergeler imparatorluğunun enkazı altında kalan Tantalos’a benzemektedir.

Reklamlar


Kategoriler:Denemeler, Din/Felsefe/Mitoloji, Her Şey

Etiketler:, , , , , ,

1 reply

  1. çok hoş bir yazı teşekkürler paylaşım için 🙂

    Liked by 1 kişi

%d blogcu bunu beğendi: