Bir Acayip Zor Yarış

rector

Rektörlük seçimleri yaklaşıyor, süreç herkesin dilinde. Kampüsten uzak mekanlarda bile tek gündem rektörlük seçimleri (Bkz. Dile Düşen Rektörlük Seçimleri). Çayımı yudumlarken arka masada oturanların yüksek sesle konuşmalarına tanıklık ediyorum. Herkesin bir favori adayı var ya da farklı gerekçelerle favori gördüğü biri var. Konuşanların çoğu üniversite dışından. Söylenenlerde doğruluk payı var ama genellikle duygusal konuşmalar.

Bu süreçte adayları dört kategoriye ayırmak mümkün. Oy alabilecek ve atanabilecekler, oy alabilecek ama atanamayacaklar, atanma şansları olduğu halde oy alamayacaklar, oy alması da atanması da mümkün olmayanlar. Dışarıdan bir bakışla, bu kategorilere kimlerin denk geldiğini mevcut siyasi iklime göre tahmin etmek çok mümkünken, Haziran’a kadar nelerin olabileceği, iklimin nasıl değişeceğini ön görmek zor. Siyasi iklim açısından yeni anayasa çalışmaları, MHP’deki genel başkanlık seçimi ve MHP’nin anayasa konusundaki tutumu oldukça önemli. Çünkü bu süreçteki gelişmelere göre milliyetçi bir adayın atanmasının yolu açılabileceği gibi, tamamen kapanabilir de. Kampüsteki mevcut dengelerin son anda alt üst olması ihtimali de yabana atılacak türden değil. Cumhurbaşkanından gelecek bir -adaya yönelik- işaret, ya da bir süredir etrafta dillendirilen ve kampüsü de kapsama ihtimali olan “paralel yapı ve/veya yolsuzluk operasyonları olacak” iddiaları doğruysa, bugünden yapılan tüm öngörüleri boşa çıkarabilir. Her ne kadar YÖK mevcut seçim sisteminde bir değişiklik olmayacağını açıklamış olsa da, son anda bu yönde bir değişiklik ihtimali hala mümkün.

Seçmen profili ile aday profilinin paralel seyretmesi beklense de kazın ayağı pek öyle değil. Oy verecekleri de üçe ayırmak mümkün. Her devrin adamları (menfaatperestler), bir devrin veya grubun adamları ve bağımsızlar. Bağımsızlar üniversitede arka planda yer alan ve ortalıkta pek gözükmeyen en dinamik güç olmasına karşın, -sayısal dezavantajları ve birlikte hareket etme reflekslerinin zayıf olması nedeniyle- bu seçimde tek başlarına belirleyici olma ihtimalleri oldukça düşük. Dolayısıyla rektör adaylarının bu süreçte yaşayacağı en büyük çelişki, oy almak için menfaatperestlere ve diğer gruplara yakınlaşıp yakınlaşmama konusunda verecekleri karar. Yakınlaşmadan seçilmek zor gibi. Yakınlaşmak ise kişiliğinden ya da ileride yönetim erkinden bazı tavizleri gündeme getireceği için sıkıntılı bir durum. Menfaatperestler, -vakit kaybetmeden- seçilme ihtimali olan adayların etrafını sarmış durumda, sahte gülücükler/sempatik tavırlar, sanal oy potansiyeli açıklamaları, içi fos gövde gösterileri ve adayları ikna toplantıları ile göz boyama yarışında şimdiden en ön saflarda yerlerini almış durumdalar.

-Tek tuşla iradeleri devre dışı kalacak bireylerden oluşan- grupların hiyerarşileri, fakültecilik ve menfaat ilişkileri dışında etkili olabilecek diğer iki faktör aile bağları ve hemşehricilik olacak gibi. Son iki seçimde Oltulu aday bolluğu vardı ve Oltulu bir rektör seçilmişti. Bu seçimde de Oltulu aday sayısı fazla. İçişleri Bakanının da Oltulu olması ve Oltu’da elde edilen bazı kazanımların (Bir fakülte ve bir meslek yüksek okulu) sekteye uğramaması için bir mücadele verileceği kesin. Ama “Hangi Oltulu aday?” sorusunun cevabı henüz net değil. Diğer ön plana çıkanlar İspir, Tortum, Hasankale, Aşkale ve Trabzon hemşehricilikleri. Trabzonlular Trabzonlu bir aday etrafında kenetlenir mi bilinmez ama Erzurumluların bir kısmının Trabzonlu bir adaya sempatik bakmadığını söylemek mümkün. Erzurum milletvekili Recep Akdağ’ın ise İspirli bir adayı mı yoksa kendine yakın bir grup veya partili bir adayı mı destekleyeceği merak konusu. Bir diğer siyasi aktör olan İdris Güllüce’nin ise aday olan kız kardeşinden başkasını desteklemesi olanak dışı gözüküyor.

Aday sayısı bolluğunun ve seçimlerin ilgi odağı olmasının arkasındaki diğer başka bir takım nedenlerin yanı sıra iki faktör daha ön plana çıkıyor: Birincisi mevcut yönetime duyulan tepki, diğeri ise Açık Öğretim Fakültesi (AÖF)’nin açılmasıyla birlikte ortaya çıkan paracıklar. Mevcut adayların seçim beyannamesinde bu gelirin dağıtılması konusunun hep gündemde olması ve menfaatperestlerin bazı adaylara “AÖF Dekanı kim olacak?” diye doğrudan soru yöneltmesi de bu görüşü destekler mahiyette.

Üniversitemiz için en hayırlısının olmasını dilemekle birlikte seçim sürecinde siyasetin ön planda olması ve liyakatin arka planda kalması oldukça üzücü. Umarım iş oy vermeye geldiğinde -en azından- aklı selim olanlar vicdanlarının sesini dinleyerek karar verirler. Kaotik geçeceğe benzeyen ve çok bilinmeyenli bir denklemi andıran bu süreçte adayların da -özgür iradeleriyle- oy vereceklerin de işi oldukça zor. Kimin rektör olacağını şimdiden tahmin etmek de hayli güç.

İyi olan kazansın !

 

 

Reklamlar


Kategoriler:Akademi(k), Gezgin, Her Şey

Etiketler:, , , , , ,

%d blogcu bunu beğendi: