Nobel Ödüllü Sigara Reklamcısı

kırmız saçlı kadın

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Masumiyet Müzesi’nin tanıtımı şöyle başlar: “Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un…“Nobel ödüllü olmak ile büyük yazarlık arasında ne kadar paralellik olduğu tartışması ayrı bir konu. Orhan Pamuk’un okuduğum son romanı “Kırmızı Saçlı Kadın“dan ve Nobel ödülü ile sigara arasında ne gibi bir bağlantı olabileceğinden bahsetmek istiyorum. Nobel ödüllü olmak belli bir satışı garantilemek demek olduğundan araya sıkıştırılmış markaların, subliminal mesajların bilinçli olarak romanda yer aldığını düşünmek yanlış olmasa gerek.

Orhan Pamuk 2006 yılında Edebiyat dalında Nobel ödülünü aldığında, bir meslektaşımız “Kar” romanında sigaranın 49 kez, -özellikle- bir sigara markasının ise 9 kez geçmesinin Nobel ödülü ile bir ilişkisi var mı diye haklı bir soru sorduğu bildiriyi 2007 yılında Türk Toraks Derneği kongresinde sunmuştu (Celal Karlıkaya, Nobel Edebiyat Ödülü Sağlığa Zararlı Olabilir mi?). Belki biraz da o yüzdendi, temkinli Orhan Pamuk okumaları. Önyargılıydım ama yanılmamıştım. Bol alkollü, sigaralı bir roman çıkmış ortaya. Kur’anda geçtiğini iddia ettiği asılsız ayetlerin ve Erzurum takıntısının da dikkatimi çektiğini ayrıca belirtmem gerek.

Asıl sigara içicisi romandaki ana karakterlerden Mahmut Usta. Sigara ilk olarak Mahmut Usta ile Cem’in (anlatıcı, ana karakter) karşılaşma sahnesinde belirir, “Onu bir öğle molasında sigara içerken gördüm ilk (Sayfa 13).” İkinci karşılama da öyle, “Elinde sigara, yaklaştığımı gören Mahmut Usta, kıyafetimi, adımlarımı, elimdeki çantayı bir öğretmen gibi gülümseyerek inceledi (Sayfa 14).” Usta, çıraklarını beklerken de (dinlenme molalarında yapılması gereken şey olarak) sigara içmektedir, “...usta kazmasını atıp uzaktaki zeytin ağacının altına yatar, sigara içerek bizi beklerdi (Sayfa 20)”. Sigara, ustanın yaşamının önemli rutinlerindendir, “...kasabaya inişlerimizde Mahmut Usta, marangoza, tıpkı sigara aldığı bakkal, gözlüklü tütüncü ve geç saatlere kadar açık nalbur gibi, arada bir uğramayı alışkanlık edindi (Sayfa 21).”Pamuk’a göre sigara hoş kokulu bir şeydir (sempatikleştirme çabası), “Kafam bu düşüncelerle aylakça meşgulken burnuma Mahmut Usta’nın yaktığı sigaranın hoş kokusu gelir, … (Sayfa 27)” Sigara aynı zamanda çalıştıkları yerden kasabaya inmeleri için bir bahanedir (-ben iyelik eki ile vurgulanan- temel ihtiyaç malzemesi), “Ya da bazan ‘Sigaram bitmiş‘ derdi (Sayfa 31).”

Romanda 7 kez -özenle- tekrarlanan tütün/sigara temasından sonra marangozun “Samsun’lu olması” tesadüf değildir. Bu aşamadan sonra sigara yeni bir karaktere içirilir. Mahmut Usta’ya kuyu kazma işi veren Hayri Bey, kuyunun kazıldığı araziye geldiğinde yine elinde sigara ile belirir, “Öğle vakti arazi sahibi Hayri Bey geldi, kuyuda kaya çıkmasından hiç hoşlanmadı. Kızgın güneşin altında kuyunun dibine bakarak bir sigara içip, İstanbul’a döndü. (Sayfa 36)” Hem patron karakteri ile sigara özdeşleştirilmiş hem de kızgınlık anında yapılması gereken şeyin sigara içmek olduğu mesajı aktarılmıştır. Gün içinde yaşanan olay ustanın keyfini kaçırmıştır. Gece geç vakitte keyifsizlik nedeniyle kasabaya kendisi gitmek istemez, çırağını gönderir (keyifsizlikten kurtuluş yolu olarak sigara), “‘Sen git gel’ dedi Mahmut Usta. Bana da bir paket Maltepe alırsın. Karanlıktan korkmazsın değil mi? (Sayfa 36)” Kasaba dönüşünde usta sigarasını beklemektedir, “Elimden sigara paketini kapıp hemen bir tane yaktı. (Sayfa 37)” Keyifler yerine gelmiştir (!) artık. Bir gün ustasına bir hikaye anlatırken, ilham gelsin (!) diye -herhalde- yine sahne sigara ile başlar, “Ustamın sigarasının kırmızı ucuna bakarken,…”Kasabaya inildiğinde en öncelikli, hayati konu, olmazsa olmaz yine sigaradır. “Mahmut Usta ile akşamları kasabada yaptığımız şeylerin bir sırası vardı: Önce gözlüklü tütüncüden ya da televizyonu açık bakkaldan ustamın sigarasını alırdık. (Sayfa 40)” Sonrasında yine söz dolaşır, gelir sigarayı bulur. Üstelik aynı sayfada, hemen bir sonraki cümlede. Marangozun Samsunlu olmasının tesadüf olmadığı net olarak anlaşılır. Samsunlu usta ile sigara aynı cümlede buluşur nitekim. “Mahmut Usta Samsunlu marangoz ile ahbap olmuştu; bazen onun kapının önüne koyduğu sandalyeye oturur, bir sigara içerdi (Sayfa 40).”

İlk kırk sayfada 15 kez değinildikten sonra, bölüm sonuna doğru sahne bitişi de sigara ile yapılır yine (etti 16). “Çadıra girip uyumadan önce Mahmut Usta son bir sigara yaktı (Sayfa 42).” Mahmut Usta özellikle sigara içsin dursun da, yazar da bir yandan onu anlatsın diye eklenmiş bir karakter gibidir. Bu aşamadan sonra romandan koptuğumu söyleyebilirim. Artık roman sigara reklamları aralarından seçilmesi gereken bir anlatıya dönüşmüştü. Bir sonraki bölümde romana adını veren kadın da sigara içirilen karakterlere eklenir, “Kırmızı Saçlı Kadın da sofrada konuşulan bir şeyi dinliyor, sigara içiyordu (Sayfa 46).” Kadın karaktere de sigara içirildikten sonra, laf dönüp dolaşıp yine sigaraya geldiğinde bu sefer sigara içmek ve “mutlu hayallere dalmak” birlikteliği ile mesajın dozu artırılır.”Sigara içip mutlu hayallere dalması, kuyunun başında bir aşağı bir yukarı yürümesi bizi de mutlu etti (Sayfa 54).”

smoking

Kitabın kapağındaki elin duruş şekli ve eldeki çiçek masum seçimler gibi durmuyor.

Bir sonraki bölümde sigara içirilecek yeni bir kadın karakter bulunur: Arazi sahibi Hayri Bey’in eşi. Sigara ile eşleştirilen sıfatlara yenileri de (güçlü, güleç, anne, gazete okuyan) eklenmiştir. “Şişman, güçlü ve güleç anne sigara içerek Günaydın gazetesini okuyor, … (Sayfa 57). Yine bir bahaneyle Mahmut Ustaya dönülür. “‘Oğlum, yoruldun’ der, zeytin ağacının altına oturup sigara içer, sessizce beni beklerdi (Sayfa 60).” Başka bir gün, “Sabah uyandığımda Mahmut Usta gelmişti. Kenarda yeni bir sigara paketi gördüm (Sayfa 62).” “Ama vakti gelince ‘sigara alalım‘ deyip önce o çıktı yola (Sayfa 63).”

Bazen sigaranın dozu iyice kaçırılır. Bir paragrafta üç kez peş peşe tekrarlanır. “Ama sonra yoldan ayrıldı ve benim ceviz ağacına doğru yürüdü. Sigarasını yakarken, ağacın altında oturduğunu gördüm. Otların arasında yatıp uzun bir süre uzaktan Mahmut Usta’nın sigara içmesini bekledim. Yalnızca sigarasının ucundaki turuncu ışığı görüyordum (Sayfa 74).” Ana karakter Cem, bir gün kuyuya indiğinde ustası bir süre yukarıda gözükmez, panikler, ama kendini de teselli eder, “Belki de bir kenarda sigara içiyordu (Sayfa 80).” Başka bir gün ustası kuyuya indiğinde elindeki kovayı ipiyle beraber aşağı düşürür. Muhtemelen kova yaklaşık 35 metreden aşağı düşmüş ve büyük olasılıkla usta ölmüştür. Bu aşamadan sonra, sigara sahnelerinin ana kahramanı olmayınca, sigara reklamı da olmaz diye düşünüyordum. Yanılmışım.

Ustası ile yaşadığı kazayı bir türlü unutamaz, sürekli zihnini meşgul eder, bu durumdan kurtulmak için arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçirmek ister. Sigarasız olmaz tabi ama sigara içmenin de bir adabı (!) vardır. “Bir iki kere çarşı içindeki meyhanelere gittik, ama onlar gibi edebiyle ne sigara ne de rakı içebiliyordum (Sayfa 91). Sohbet sırasında bile arkadaşını tanımlaması sigara üzerinden olur, “‘Niye evlenmediniz?’ dedi sigara içen ötekisi (Sayfa 92). Başka bir sayfada İran kültüründen bahsederken yine tanımlayıcı ölçüt sigaradır, “…kahvelerde oturup sigara içerek vakit öldürmeleri ne kadar da biz Türklerinkine benziyordu (Sayfa 104).”

Romanın başlarında yer alan Samsunlu marangozdan sonra Cem’in kurduğu şirketin (Sührab) şoförünün Samsunlu olması (Sayfa 125), yıllar sonra dönüp geldiği ve beraber yemek yedikleri Kurtuluş Lokantası’nın yaşlı patronunun Samsunlu olması (Sayfa 155) ister istemez “sigara reklamcısı” tezini destekleyen unsurlar olarak göze çarpmaktadır. Babası öldüğünde cenazesinde matem, keder, yas teması ile sigara içen üst düzey insanlar unsuru yine ustalıkla (!) romana yerleştirilmiştir. “…babamdan çok benim için gelen bir müteahhitler, mühendisler ve işadamları kalabalığı ve ikili üçlü topluluklar halinde dikilip sigara içerek, namazı bekleyen eski siyasi arkadaşları (Sayfa 135).”

Kasabaya dönüşünde Mahmut Usta yeniden hatırlanır, “…Mahmut Usta’nın her akşam sigara aldığı bakkalı da… (Sayfa 150)” Kasabada geç vakte kadar kalmıştır, gecenin atmosferi de sigara üzerinden tanımlanır, “Rakı ve sigara kokulu gecenin derinliğini kafamın içinde hissediyordum (Sayfa 157).”Geçtiği sokağın tasviri de sigarasız yapılamaz tabi. “…bir garajın, kapısında asık suratlı bekçilerin sigara içtiği depoların önünden geçerken,… (Sayfa 160)” Romanın son kısmında anlatıcı Cem değil, Kırmızı Başlıklı Kadın’dır. Tiyatro anılarını anlatırken hangi ilden bahsetmiş olabilir? Tesadüfe bakın ki yine karşımıza Samsun çıkar. “Bir ay sonra Samsun’da sahildeki teneke mahallelerin yakınına kurduğumuz çadır… (Sayfa 179).”

Nobel ödülü ile global sigara şirketleri arasında bir bağlantı olduğu kuşkusu eskiden beri vardı zaten. Ancak, bu romanı okuduktan sonra aklıma şöyle bir soru takıldı. Sigara şirketleri nobelli yazarlarla daha sonrası için de bir anlaşma yapıyorlar mı acaba?

Reklamlar


Kategoriler:Edebiyat/Kültür/Sanat, Her Şey

Etiketler:, , , , , , ,

5 replies

  1. Hocam yazınızı okurken aklıma Masumiyet Müzesi geldi benim de. Ana karakter tüm roman boyunca diğer birçok şey gibi, sevdiği kadının içtiği sigaraların izmaritlerini ve bazen yanmış kibritleri de biriktiriyordu. Müzeye gitmedim ama fotoğraflardan hatırladığım kadarıyla sigara izmaritleri de sergideki yerini almıştı. O dönem kitabı okurken bu durumun dikkatimi çektiğini ve herhalde o yıllarda sigara içme davranışı çok olağan karşılandığından, romanda bu derece yer verildi diye düşündüğümü de hatırlıyorum. Ancak kongredeki bildiriden ve konu hakkındaki tartışmalardan haberdar değildim. Yakın zamanda kitabı okumayı düşünmüyordum ama bu sebepten okuyacağım sanırım. Hatta önceki kitapları da bu bakış açısıyla tekrar gözden geçirilebilir.
    Paylaşımınız için teşekkürler.

    Liked by 1 kişi

  2. Metinciğim, yorumların çok ilginç geldi bana.. Yazarın önceki romanlarının bir kısmını okumuştum, Kar dahil.. Doğrusu dikkatimi çekmedi. Umarım, sadece tesadüftür, yoksa hem sevdiğim bir yazar olması, hem de Nobel ödüllü yazarımız olması nedeniyle, kendim ve Orhan Pamuk adına üzülürüm… Ben de son kitabını aldım, ama henüz okumadım. Sevgiler..

    Liked by 1 kişi

  3. Merhaba Hocam,
    Yazınız sonrası merak edip okuduğum kitapta gerçekten sigara ve rakı vurgusu, hatta açıkça bahsedilen markalar (Aygaz, Maltepe, Günaydın, Hürriyet, Kanal 7.. ) gibi “ürün yerleştirme” oldukça dikkat çekici.
    Ama beni asıl üzen, kızdıran ” Yerli doktorların anlayışsızlıkları, Amerikan ve Alman hastanelerinin çok vakit gerektiren denemelerinden sonra pes ettik de denebilir buna.” cümlesiydi (s.121) kimbilir kaç dilde yayınlanan bu kitapta, ülkemizdeki sağlıkta şiddetten habersizmiş gibi, hiç bir olaya, gerekçeye bağlanmadan bu şekilde bir karalama kampanyası kızdırdı doğrusu…

    Liked by 1 kişi

%d blogcu bunu beğendi: