“Korkma Yavrum, Bunlar Givgiv !”

Dil canlı bir varlıktır; sosyal bir kurum, kültürel bir aynadır aynı zamanda. Her dilin de kendine özgü lehçe, şive ve ağızları vardır. Anadolu’nun da her yöresinde kendine özgü, dinlemesi birbirinden keyifli onlarca ağız vardır; Muğla ağzı, Konya ağzı, Erzurum ağzı gibi.

Benim anlatacağım hikaye Erzurum’da yaşandı. Çok yıllar önce. Hikayeyi ilginç kılan yön bu ağız konusuyla ilgili. Okullarımızda İstanbul Türkçesi öğretilmeye başlayalıberi Anadoluda okula giden çocuklarla, ebeveynleri arasında önce ufaktan ufaktan başlayan, sonraları giderek artan bir ayırım oluşmaya başlar. Dil ile başlayan bu ayrım giderek yaşantıyı da etkiler hale gelir. Öyle ki, İstanbul Türkçesi konuşmaya başlayan çocuklar, televizyon ve sinemanın da etkisiyle yaşam tarzlarını ekranlarda görülen ve aynı dili kullandıkları kişilerin yaşantısına benzetmeye başlarlar. Ebeveynler ise bu kültürel değişime tepkilidir, bu tarz konuşmayı (hem çocukları hem de hızlı dönüşen kendi akranları için) -her nedense- “Tango” ile özdeşleştirerek “Tanko konuşmak” olarak tanımlarlar.

Bu dil dönüşümünde Erzurum özelinde yaşanan en büyük sorun “C” ve “Ç” harflerindeydi. Normalde günlük hayatta “Geliyorum” yerine “Celirem“,  “Kitap” yerine “Çitap” denilirdi. Dolayısyla dil, İstanbul Türkçesine uydurulmaya çalışılırken “C“ler “G“ye, “Ç“ler ise “K“ye dönüştürülmeliydi. Yalnız bazen aşırı dönüştürme, komik diyalogların yaşanmasına neden oluyordu.

Gelelim hikayeye…

Erzurum’da bir köye, Ankara’da üst düzey görev yapan bir bürokrat, ailesiyle birlikte eski akrabalarını ziyarete gider. Çocukları ilk kez babalarının köyüne gelmektedir. Köy meydanında köylülerle sohbet edilirken, küçük kızı babasının yanındadır. Köylülerden biri kızına yandaki bahçeden kopardığı çiçeklerden uzatır. Maksat çocuğa şirin gözükmektir.

Al yavrum, sana ‘kikek (!)’

Kız çiçekleri alırken, söylenen şey komiğine gittiğinden olsa gerek, kahkahayı basar. Bizim köylünün yüzü kızarır bozarır, bir yanlışlık olduğunu hisseder, ancak nerede olduğunu pek kavrayamaz. Doğal Erzurum ağzını kullanmak yerine “Tanko” konuşmaya çalışması da bir şirinlik gösterisidir aslında. Bakın ben de isteyince sizin gibi konuşabiliriyorum, demektir. Diğer yandan “Tanko” konuşmak eğitimli olmanın, yani İstanbul Türkçesi konuşabiliyor olmanın da bir göstergesidir.

Bu arada kız kalabalığın arasında babasının kulağına eğilerek; “Baba, çişim geldi,” der. Baba, bir an için ne yapacağını şaşırır. O dönemde köylerde evlerde tuvalet bulunmamaktadır. Köy meydanında, erkeklerin kullandığı umumi tuvalet dışında başka bir alternatif yoktur. Baba ile bizim işbitirir köylü göz göze gelirler.

Ben tarif ederim Efendim, siz merak etmeyin” diyerek atılır bizim işbitirir.

Kıza tuvaleti hemen gösterip hızlıca geri döner. Sohbeti kaçırmak istememektedir. Tam o anda bir çığlık ortalığı kaplar. Bürokratın kızı ciyak ciyak bağırmaktadır. Herkes o yöne koşar, tabi en önde yine bizimkisi. Olaya hızla müdahale eder.

Korkma yavrum, bunlar givgiv !

Sorun anlaşılmıştır, kız tuvalete giderken yoluna, o güne kadar hiç görmediği civcivler çıkmıştır.

chickswithguns

 

 

 

Reklamlar


Kategoriler:Edebiyat/Kültür/Sanat, Gezgin, Her Şey

Etiketler:, , , , , ,

%d blogcu bunu beğendi: