Hınç Aracı Olarak “Etik Kurul”

Etik Kurul

Bir garip ülkede yaşıyoruz. Aynı şekilde garip bir üniversite sistemimiz, bir o kadar da garip atama ve yükseltilme kriterlerimiz var. HAK eden herkese EŞİT BİR ŞEKİLDE açık olması gereken AKADEMİK kadrolar; maalesef yöneticilerin (en alttan en üste kadar) inisiyatifine göre bazen hoyratça ve vicdansızca davranılarak belirli kişi veya kesimlere peşkeş çekilebiliyor. Ya da  -HAK YENEREK- birilerinin önü haksız yere açılmaya veya başka birlerinin önü kapatılmaya çalışılıyor. Erk ya da güç zaman içerisinde hangi görüşe mensup kişiye/gruplara geçerse geçsin durum değişmiyor. Bu kısır döngü yeni aktörler ve yeni mağdurlarla devam edip duruyor. Haksızlık sorunu sadece üniversitelerin değil ülkenin de en büyük problemi. Siyasi çekişmelerin arka planında da bu yok mu? Her şey objektif olsa, erki elinde bulunduranlar adil davransa sorun çıkar mı ya da iktidar olmak uğruna bu kadar çekişme yaşanır mı?

Üniversitelerde yaşanan en tipik örnek adrese teslim yapılan akademik kadro ilanları (Bkz. Kadro İlanları). Bir süre önce kadro ilanlarını incelerken Dermatoloji alanı dikkatimi çekmişti. İlanlara –her şey objektifmiş gibi bakmaya çalışınca– sanırsınız ki A üniversitesinin “ürtiker” konusunda, B üniversitesinin “Behçet” konusunda çok ciddi eleman eksiği var,  o bölgede o hastalıklar patlama yapmış ya da o merkez o konuda dünyanın en önemli araştırma merkezi. Yapılan bir düzenleme ile bazı kadrolar için mülakata alınanların sayısının dörtten 10’a çıkartılması ilk bakışta daha fazla kişiye müracaat imkanı tanımak için yapılmış bir düzenleme gibi gözükse de, göz göre göre torpillilerin* alımı için alan genişletme çalışması olarak sırıtıyor (mülakat öncesi ve sonrası sıralamalara bakmak yeterli). Bu konuda uygulanan bir başka sopa yöntemi de “Etik Kurul” başvurusu kozunu kullanmak.

Birine canınız mı sıkıldı, ya da sizin açtığınız bir kadroya istenmeyen bir kişi mi başvurdu, işinizi gücünüzü bırakın oturun dosyasını inceleyin mutlaka bir açığını bulursunuz (ayrıntıları, eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmemek için burada paylaşmamayı tercih ediyorum). İş-güç bırakmak deyince aklıma başka bir sorun daha geldi. Bu tür etik kurul başvurusu yapanlar genelde -kamu adına verilen/kişisel çıkar sağlama oranı düşük- hiçbir görevde yer almayan ama bu tür konulara gelince günlerce, hatta haftalarca mesaisini bu dosyaları incelemeye ayıracak kadar hırslı kişiler olur nedense (Bkz. Hınç İnsanı). Bir bölümde çalışılacak kişinin belirlenmesi konusunda ilgili bölümün bir parça inisiyatif hakkının olmaması da önemli bir eksiklik ama böyle bir hak yok diye belden aşağı vurmak da kabul edilebilir bir eylem değil.

Bir başka sorun da etik kurul’a başvurmanın ne kadar etik olduğu. Peki başvuranlar ne kadar etik insanlar? Ya da şöyle bir soru sorulmalı: “Bu başvuru gerçekten bir başkasının (denek/kurum/diğer aday) -gerçekten- hakkını korumaya yönelik (adam kayırmak amaçlı değil) ya da kamu yararına bir eylem mi yoksa HINÇ amaçlı mı?” Hınç amaçlı başvurular nasıl ayıklanabilir, engellenebilir veya buna karşı ne yapılmalı? “Yüksek Öğretim Kurulu Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinde yer alan bir maddede bu durumun da etik ihlali olduğunu gösteren “…tamamen dayanaksız, yersiz ve kasıtlı etik ihlali suçlamasında bulunmak” şeklinde bir ibare var ama “tamamen” kelimesi ile bu tür işgüzarlara (!) yine de açık kapı bırakılmış.

Belki de en güzel çözüm, öncelikle etik ihlal suçlaması yapanların etik açısından değerlendirilmesi olacaktır. Hayatta öğrendiğim ve çok geçerli bir kural var: “Bugün başkasına yapan, yarın öbür gün -şartlar değiştiğinde- aynısını size de yapabilir.” Örneğin yanınızda biri kötülendiğinde, aklınızdan geçen ilk şey, bu kişi bir gün sizi de başkalarının yanında kötüleyebileceği olmalı. Her zaman işe yaradığına garanti veririm. Bu örneği neden verdiğime gelince, Deli Dumrul’un geçmeyenden on akçe alırken, geçenden de beş akçe aldığını unutmamak lazım. Ayrıca bir devenin çadıra girerken “başını eğmesi” gerektiğini de. Bu aşamada ahrete kalan KUL HAKKI hesaplarını hatırlatmaya hiç gerek yok sanırım.

*Torpil kelimesini burada özellikle kullandım, çünkü bir süre sonra patlayabiliyorlar.

Reklamlar


Kategoriler:Akademi(k), Denemeler, Her Şey

Etiketler:, , , , ,

2 replies

  1. Kalemine sağlık. Aklımdan geçenlere tercüman olmuşsun!!!

    Liked by 1 kişi

  2. Elinize saglık ….

    Liked by 1 kişi

%d blogcu bunu beğendi: