Benim Üniversitem Seninkini Döver ! Ya, Öyle mi?

Son zamanlarda “webometrics.info” web sayfasında yayınlanan verilere dayalı bilim adamı sıralamalarından sıkça bahsedildiği için merak edip bu sıralamayı nasıl yaptıklarını araştırdım. Site yetkilileri ile yaptığım yazışmalarda “Google Scholar” verilerini (özellikle “h-indeksi“ni) kullandıklarını ilettiler. Yani “Google Scholar” veri tabanında profil oluşturmadıysanız bu sitede yer alma şansınız yok. Bu çok büyük bir handikap çünkü ülkemizde profil oluşturanların sayısı -zorunluluk olmadığı için (yurt dışında bazı üniversitelerde zorunlu)- oldukça düşük. Ayrıca profil oluşturduğu ve “h-indeksi” yüksek olduğu halde -ilk 100’de yer alabilecekken- listede yer almayan isimler bile var. Siteye bu durumu ilettiğimde henüz beta sürümünü yayınladıklarını, bu tür hatalar beklediklerini, ilerleyen zamanlarda bu durumu düzeltmeyi umduklarını söylediler. Eksik isimler de kendilerini ekletmek için e-posta atabilirlermiş (!) Yani bu eksik haliyle yayında olan sitede “araştırmacı” olarak ilk bine ya da ilk beş yüze girdik diye sevinmenin bir alemi yok. Hele bu verilerden çıkarılan en iyi üniversite sıralamasının doğruluğunu kabul etmek –en azından şimdilik– abesle iştigal etmekten öte bir fantezi değil.

Merakımı bir adım daha öteye götürüp ayakları gerçekten yere basanların hangi verileri kullandığını da araştırdım. Leiden Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre yapılan yayınlara en fazla atıf alan ilk 20 üniversiteden 19’u Amerikan üniversiteleri. Bu yüzden Amerikan üniversitelerini liste başlarında görmek çok da şaşırtıcı değil. Günümüzde birçok ülkede, üniversiteler global lige çıkabilmek için Amerikan üniversitelerini model olarak alıyorlar. Üniversite sıralamalarını belirlemede -Amerika’da en saygın kabul edileni “The US News and World Report.” Yayın ve atıf konusunda “Thomson Reuters” ile çalışıyorlar ve daha başka birçok parametreyi göz önüne alıyorlar. Amerika’daki üniversiteler her yıl bu raporun sonuçlarını heyecanla bekliyorlar. Üst sıralarda yer almak demek, daha fazla tercih edilmek demek, daha nitelikli insan gücü demek ve daha fazla gelir anlamına geliyor. Yayınlanan son raporda “Harvard Üniversitesi”, “Massachusetts Institute of Technology” ve “California Universitesi” ilk üç sırada yer alırken Türkiye’den ODTÜ 217., Boğaziçi 220. ve İTÜ 280. sırada yer alıyorlar. En fazla itibar edilen diğer iki sıralama verisi ise “Times Higher Education (THE)” ve “QS”’ tarafından oluşturulanlar. Times Higher Education”, araştırmaları değerlendirmede Elsevier veritabanını kullanıyor. Buların dışında en çok bilineni Çin’deki “Shangai Jiao Tong Üniversitesi” tarafından oluşturulan liste. Bu liste oluşturulurken özellikle araştırmaya odaklı veriler kullanıldığı belirtilmesine rağmen, sonuçları çok fazla tartışılmaktadır.

Her bir liste için farklı parametreler kullanılmasına rağmen üç ortak nokta hepsinde dikkat çekiyor: Nitelikli araştırma sayısı, öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısı ve saygınlık. Üniversite sıralaması yapan listelerin biri hariç (ODTÜ, THE sıralamasında 85. sırada) diğerlerinin hiç birinde ilk 100’de Türk üniversitesi bulunmuyor. Bu derecelere Amerika dışındaki ülkelerde de o kadar önem veriliyor ki, ilk 100’e girmek için ülkeler farklı stratejiler deniyorlar. Örneğin Suudi Arabistan’da “King Abdullah Üniversitesi”ne “Caltech” Üniversitesi’nden Jean-Lou Chameau’yu getirmek için 20 milyar dolar gibi bir meblağ ödenmiş. Biraz daha düşük bir meblağla Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin’de New York Üniversitesi’ne ait kampüsler açılmış; Singapur Ulusal Üniversitesi ise Yale üniversitesi ile ortak bir program yürütüyor. Katar, kendi ülkesi için öncelikli alanları belirledikten sonra her alanda en iyi üniversitelerle işbirliği yapmak şeklinde bir yol izlemiş. Örneğin mühendislik (petrol) konusunda Teksas A&M ile, gazetecilik (Al Jazeera) konusunda Northwestern ile, yurtdışında öğrenim konusunda Georgetown ile ikili anlaşmalar yapılmış. Benzer modelleri Kazakistan’da Nazarbayev Üniversitesi ve Kore’de Songdo Üniversitesi uyguluyor.

Birçok ülke üniversitelerinin kalitesini yükseltmek ve Amerika’nın “Sarmaşık Ligi*” ile yarışmak için farklı önlemler almış durumda. Çin’in “985 projesi”, Almanya’nın “Exzellenzinitative”, Fransa’nın “Sorbonne ligi” ve Rusya’nın “5-100 projesi gibi”. Rusya “5-100” projesi ile seçtiği 5 üniversiteyi ilk 100 listesine sokmayı amaçlarken, Japonya “Süper Global Üniversite Programı” kapsamında seçtiği bazı üniversitelere (yaklaşık 13 üniversite) ekstra kaynak aktarmaktadır. İngiltere üst düzey araştırma yapanlara daha çok, orta sınıfta yer alana üniversitelere görece daha az kaynak aktarmakta iken, alt sıralarda yer alanlara neredeyse hiç kaynak aktarmamak gibi bir teşvik yöntemi kullanmaktadır.

Gerçekler ortada apaçık dururken, başka söze gerek var mı, ya da beta versiyonların verilerini kullanmaya?

* Sarmaşık Ligi (Ivy Leauge): Amerika’nın en iyi 8 üniversitesinin oluşturduğu birlik.

Reklamlar


Kategoriler:Akademi(k), Her Şey

Etiketler:, , , , , , ,

1 reply

  1. Dünya liginde yer bulamayınca bir alt ligin verilerini ballandıra ballandıra anlatabiliyoruz !
    http://www.radikal.com.tr/hayat/en-iyi-100-listesinde-12-turk-universitesi-1456507/

    Beğen

%d blogcu bunu beğendi: