Her Yetişkin İnsan Önce Çocuktu…

Küçük Prens

İlk bakışta çocuk kitabı gibi duran “Küçük Prens“, tüm zamanların en çok okunan kitaplarından. Çocuk saflığıyla olaylara bakınca, büyüklerin yaptıklarının ne kadar anlamsız olduğunu farklı örneklerle vurgulayan bir başucu kitabı. Büyüklerin de okuyabileceği (hatta okuması gereken), yetişkin bakışıyla anlaşılmasa da -yazarın dediği gibi- her yetişkin insanın önceleri çocuk olduğundan, çocukluklarına dönüp okuyabilecekleri bir kitap. Kitap (bir zamanlar çocuk olan) bir yetişkine ithaf edilmiş; en iyi dost, çocuk kitaplarını bile anlayabilecek kapasitede, Fransa’da yaşayan, aç, üşüyen ve teselliye muhtaç birine.

Kitap, uçak kazası yapan (ve bir zamanlar çocuk olan) bir yetişkinle “Küçük Prens” arasındaki diyaloglarla ilerliyor. Kaza, burada bir an için her şeyi durdurup düşünmek için sunulan bir fırsattır. Temel amaç yetişkinlerin de bir zamanlar çocuk olduğunu hatırlatmak için durup düşünmelerini sağlamak. Çünkü doğru olan “çocuk gibi düşenebilmektir”; büyümek sadece çocuk olmaktan uzaklaşmak değil, çocukların başarabildiği gibi “gerçek anlamıyla” dünyayı değerlendirme yetisini kaybetmektir.

Boa

Şapka değil, fil yutmuş boa yılanı

Çöle düşen kahramanımız,  önce çocukluğunu hatırlar; hayal gücünü kullanarak çizdiği, kocaman bir fili yutan boa yılanı resmini.  Resmi büyüklere göstermiş, ama büyükler onu fili yutan boa yılanı olarak değil, şapka olarak algılamışlardır. Çünkü büyükler onun çizdiği şeye bakmışlardır, o resmi çizdiren hayal gücünü ise görememişlerdir. Büyükleri bu yüzden, çizdiği şeyin ne olduğunu “tek başlarına anlayamayan” ve “hep açıklama yapılması yapılması gereken” kişiler olarak tanımlar. Üstelik resmin arkasındaki hayal gücünü göremeyen büyükler, bu kadarıyla yetinmeyip, çocuğun hayal dünyasını alt üst ederek, resim yapmayı bırakmasın, başka bir alana yönlenmesini isterler. Böylece artık resim yapamaz olur.

Büyüklerin, insanları kıyafet ve rakamlar gibi sadece görünüşlere ve niceliklere takıldığı tespitinden sonra bir gök bilimcinin yaptığı keşfin, sadece sunan kişinin kıyafetlerine göre değerlendirildiği bir Astronomi kongresi örneği çarpıcıdır. Ayrıca büyükler, bir evin güzelliğini değerlendirirken rengini, bulunduğu ortamı, etrafındaki bitki ve hayvanlar gibi hayata dair şeyleri değil, ne kadara mal olduğu gibi yapay ve anlamsız soruların cevabının peşindedir.

Kahramanın çölde karşılaştığı Küçük Prens ve yaşadığı hayat çok gerçekçidir. Kendine yeten küçük bir gezegeni, bu gezegende suladığı ve dokunabildiği çiçeği, küçük olsa da sürekli temizlenmesi gereken bacası olan yanardağı vardır. Daha sonra dolaşmaya çıktığı gezegenlerde karşılaştığı büyükler, Küçük Prens’i şaşırtmıştır. Her şaşkınlığında “Şu büyükler çok tuhaf” demekten kendiniz alamaz ve seyahati boyunca okuyucuya farklı “yanılgı” örneklerini sunmaya devam eder. Bir gezegende tek başına yaşayan ama kendini otorite olarak görme eğiliminde olan bir kral, diğerinde insanların kendine hayran olduğunu düşünen ve övgüden başka bir şeyi işitmeyen bir başkası, bir diğerinde kendinden utandığı için “içerek” unutmaya çalışan, ama unutmaya çalıştığı şey “içtiği gerçeği” olan -kendi kendine kısır döngüye girmiş- bir ayyaş. Sonra, gök yüzündeki yıldızları sahiplenen, bunları sayarak bir kağıda yazan ve çekmeceye kilitleyen bir zengin (!), ve dahası…

Kısacası, “Küçük Prens” insanların hayatın gerçek anlamından uzaklaşıp yapay şeylerle uğraşmaya başladığını ve çocukluğunu hatırlayarak özüne dönebileceğini anlatmaya çalışan bir uyarıdır. Çok kısa sürede okunabilen, etkisi uzun süren, okumaya değen, dönüp arada tekrar tekrar okuyabileceğiniz bir kitap…

Reklamlar


Kategoriler:Edebiyat/Kültür/Sanat, Her Şey

Etiketler:, , , ,

%d blogcu bunu beğendi: