Yayın Yapmış Olmak İçin Yayın Yapmak

Blogumda daha önce yayımladığım bir yazıda (bkz. Türkiye’den Yapılan Bilimsel Yayınlar ve Düşündürdükleri) ülkemizde bilimsel  alanda (özellikle bilimsel yayınlar) yaşanan çarpıklıkları ortaya koymaya çalışmıştım. İtiraf etmem gerekirse yazı, beklemediğim ölçüde bir ilgiyle karşılandı. Bazı meslektaşlarımdan aldığım geri bildirimler üzerine, ben de orada bahsettiğim verilerden özellikle ülkemizden en çok yayın yapılan dergiler ile en çok atıf alan dergiler konusundaki verileri (çarpıklığı) biraz daha kapsamlı vermek istedim.

Aşağıdaki resimde de görülebileceği gibi ülkemizden en fazla yayın yapılan dergiler (Resim 1), çoğunlukla “Klinik Tıp” alanında ve “Web of Science“ın birkaç yıl önce -biraz da politik gerekçelerle- “SCI-Expanded” kapsamına aldığı “yerel” dergiler. Dergiler yerel olunca, Türkiye’den o dergilerde yayın kabul ettirmek de doğal olarak daha kolay oldu. Yeni açılan tıp fakülteleri ve bu fakültelerdeki öğretim üyesi açığının hızlı kapatılmasına yönelik siyasi eğilimin de bu konuda katkısı olduğunu yadsımamak lazım. Yine, “doçentlik” ve “profesörlük” üniversitelere ait akademik ünvanlar/kadrolar olmasına rağmen Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinden hem doçentliğin hem de (biraz dolambaçlı yolardan olsa da) profesörlüğün önünün açılması, yani sadece yayına dayalı akademik ünvan kazanımı, ise ayrı bir etken olabilir.

Türkiyeden Yapılan Yayınlar

Resim 1. En Fazla Yayın Yapılan Dergiler (İlk 10).

Geçtiğimiz süreçte akademisyen sayımız artarak (Web of Sicence veri tabanında) 35.000’i aştı, bilimsel yayın sayılarımız ise patladı. Ancak bu sayısal artışın niteliksel artışı da beraberinde getirdiğini söylemek oldukça çok güç. Niteliğin en basit göstergelerinden biri olan atıflara baktığımızda en çok yayın yapılan dergilerden hiçbirinin en fazla atıf alınan dergiler (Resim 2) arasında yer almaması bir hayli manidar.

Atıf Alınan Dergiler

Resim 2. En Fazla Atıf Alınan Dergiler (İlk 10).

Bu iki veriyi birlikte değerlendirdiğimizde ortada bariz bir çarpıklık olduğu görülüyor. Galiba yayın sayısı artışı, sırf “yayın yapmış olmak için yayın yapmak“tan kaynaklanan sanal bir durum ve bir çeşit kandırmacadan ibaret. Akademik ünvan/kadro için yapılan değerlendirmelerde sadece yayın sayılarının değil, bunun yanı sıra yayının yapıldığı derginin “etki değeri“nin ve bu yayınların -özellikle etkin dergilerden aldığı- atıfların göz önünde bulundurulduğu farklı bir yaklaşım daha sağlıklı olabilir.

Reklamlar


Kategoriler:Akademi(k), Her Şey

Etiketler:, , ,

1 reply

  1. Bu konuyu düşünmeyen veya işine gelip de düşünmek istemeyen herkese günaydın,

    Liked by 1 kişi

%d blogcu bunu beğendi: