Prokrustes’in Yatağı

Prokrustes (Procrustes) Yunan mitolojisinde Poseidon’un oğlu olarak kabul edilen, asıl adının Polyphemon olduğu iddia edilen kişi. Prokrustes tarihten bugüne tektipleştirmenin, belirlenen bir standart ölçüye uygun “yeni bir toplum” oluşturmanın ve baskının simgesi olmuştur.

Prokrustes, Atik Yarımadası’nda Eleuis’ten Atina’ya giden yol üzerinde yaşarmış. Yoldan geçen yolcuları öncelikle evinde ağırlamaya davet edermiş. Yolcularla hoş bir muhabbetten sonra çok rahat bir yatağı olduğunu söyleyip yolcuları demirden yapılmış bir yatağa yatırırmış. Bu aşamadan sonra içindeki zorbalık hissi dışa vururmuş. Yolcuların boyu yatağa uzun gelirse, ayaklarının dışarı taşan kısmını kesermiş, eğer misafirin boyu kısa gelirse bu sefer de yatağa bağladığı misafiri mengene ile gererek uzatırmış.

procrustes

Bir diğer rivayete göre de Prokrustes’in biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki yatağı varmış. Kısa olan kurbanlarını büyük yatağa, uzun olanları da küçük yatağa yatırırmış. Yani elinden kaçış yokmuş. Her koşulda sonuç değişmiyormuş. Biraz bizdeki “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” deyimini çağrıştırıyor, biraz da köprü geçişinde bekleyen Deli Dumrul’un “geçenden beş akçe, geçmeyenden on akçe” tarifesini. Çağrışımları bir kenara bırakırsak, bu hikayede iki unsur dikkati çekmektedir; birincisi “tektipleştirme” konusunda ne kadar ileri gidilebileceği, ikincisi ise bu çaba içerisinde olanların bahane üretmede sıkıntı yaşamayacakları.

“Tektipleştirme” bazen dini otoriteler, bazen devletler veya bazen de toplum aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Bu konuda gerek geçmişten gerekse günümüzden birçok örnek vermek mümkün. Verilecek her örnek başlı başına ayrı bir yazı konusu olabileceğinden -şimdilik- kaydıyla yazıya nokta koymayı yeğliyorum.

Reklamlar


Kategoriler:Denemeler, Din/Felsefe/Mitoloji, Her Şey

Etiketler:, , ,

%d blogcu bunu beğendi: