İlk Teşhis ve Sonrası (Kot Kumlamacılığı ve Silikozis Anıları-4)

blasting_jeansYaklaşık bir aylık bir süreçte tanıyı koyabilmiştik; “silikozis” olarak. İtiraf etmek gerekirse şaşırmıştık, hem de çok… Nedenine gelince, ilk olarak, tekstil atölyesinde böyle bir hastalık ile karşılaşılabileceğini hiç düşünmemiştik. İki hastaya da önceden yanlış teşhis konulmuştu ve bizim teşhis sürecimiz de yaklaşık bir ay sürmüştü. Şaşkınlığınızın ikinci nedeni, bizi teşhise götürecek ipuçlarının hastaların iş öykülerinin detaylarında saklı olmasıydı. Süreci çözüme ulaştıran ne yapılan radyolojik tetkikler, ne bronkoskopi, ne de cerrahi ile alınan akciğer doku örnekleri olmuştu; son anda duyduğumuz “kotların rengini açmak için, üzerlerine kum püskürtüyorduk“, ifadesi, teşhisi koydurmuştu. Gerçi diğer işlemlerin de katkısı olmuştu ama tek başlarına teşhis koymaya yetmemişlerdi.

İlk şaşkınlığı atlattıktan sonra, daha önce benzer hastalar bildirilmiş mi diye, internette bilimsel literatürü taramaya başladık. Bu konuda hiçbir yazı yoktu; daha önce tekstil atölyesinde çalışmış, kumlama yapmış bir işçide silikozis hastalığı ne ülkemizde ne de dünyada o güne kadar bildirilmemişti. Bu bağlamda, şaşırmakta çok da haksız değildik. Gerek öğrencilik yıllarında, gerekse asistanlık döneminde Erzurum’da çok az sayıda silikozis olgusu görmüştük; onlar da genelde kömür madeninde önceden çalışmış olan emekli işçilerdi. Klasik bilgi, silikozisin daha çok kömür madenlerinde görüldüğü, diğer riskli iş kollarının ise kuvars değirmenleri, tünel/yol yapımı, diğer madenler ve taş ocakları olduğu şeklindeydi. Daha önce tekstil sektöründe silikozis olgusu hiç bildirilmemiş olduğu için, büyük ihtimalle bizim hastalarımız bu sektörde tespit edilen ilk vakalar idi.

Teşhis sürecinden sonra, bizi, önemli bir başka sorun daha bekliyordu. O da, silikozis hastalığında, tedavide yapılabilecek çok fazla bir şeyin olmamasıydı. Genelde hastalık tespit edilir edilmez, risk daha fazla artmasın diye çalışan kişi hemen o ortamdan uzaklaştırılır, bize gelen hastalar zaten bir süre önce işten ayrılmışlardı. Tedavi anlamında, elimizde çok fazla seçenek olmadığı için o zaman hastalarımıza sadece destekleyici bir takım tedaviler yapmıştık.

Geo_mezar

İlk teşhis konulan ve kısa süre içerisinde hayatını kaybeden hastalarımızdan birinin mezarı (Kaynak: GEO Dergisi)

Yıl sonuna geldiğimizde Göğüs Hastalıkları Uzmanlığının ve Fakültede Yardımcı Doçentliğin ilk yılını da tamamlamış oluyordum. Bölümde toplu olarak hasta başı vizit yaparken kıdemli hocalarımıza (o zaman kıdem bakımından üstten 6. sırada idim) vakalar ile ilgili hem önümüzdeki kongreye (Türk Toraks Derneği 8. Yıllık Kongresi) bildiri hazırlamak hem de “Olgu Sunumu” şeklinde bir yazı hazırlayıp uluslarası bir dergiye göndermek istediğimi söyledim. Kimse itiraz etmedi ama bir hocamız, “silikozisin bence çok ilginç bir yönü yok, o yüzden kabul edilme şansı düşük ama istersen gönder” demişti (aynı hocamız ilerleyen yıllarda -konu popüler hale gelince- “ben sana gönder dememiş miydim?” diyecekti). Onay alınca, hemen yazmaya koyuldum, kongreye üç aylık bir süre kalmıştı. Sanırım Ocak ayı içerisinde bildiriyi tamamlayıp göndermiş, heyecanla bildiri sonuçlarını beklemeye başlamıştım. Bildirim kabul edilmişti ama beklediğim gibi sözlü sunum değil, hatta tartışmalı poster olarak bile değil, normal –o zamanki ruh halime göre sıradan– bir poster olarak… Dünyada, tekstil sektöründe ilk silikozis olgularını gönderdiğimi düşündüğümden, sonuç benim için tam bir hayal kırıklığı olmuştu, ama yine de kongrede sunulacak posteri en iyi şekilde hazırlamak için elimden gelen gayreti göstermiştim.

Bu arada, ne yazık ki, –bilimsel anlamda– yaşadığım heyecanı gölgede bırakacak kötü bir gelişme yaşandı. Hastalarımızdan biri vefat etmişti…

Sonraki Yazı: Yalnız Değilmişiz (Kot Kumlamacılığı ve Silikozis Anıları-5)

Önceki yazılar:

  1. İlk Hasta (Kot Kumlamacılığı ve Silikozis Anıları-1)
  2. “Puzzle” Çözüldü (mü?) (Kot Kumlamacılığı ve Silikozis Anıları-2)
  3. Taşlar Yerine Oturuyor (Kot Kumlamacılığı ve Silikozis Anıları-3)
Reklamlar


Kategoriler:Akademi(k), Her Şey

Etiketler:,

%d blogcu bunu beğendi: