Dertlerinin Dermanı Yok

FullSizeRender

HABERİN ORİJİNALİ: PUSULA GAZETESİ
Onur SAĞSÖZ / ERZURUM

ÖZEL HABER-Yıllar önce iş bulmak için gittikleri İstanbul’da kot taşlama atölyelerinde çalışan yüzlerce insan, yakalandıkları silikozis hastalığının pençesinde ölümü bekliyor. 2007 yılından bu yana hastaların takibini yapan Prof. Dr. Metin Akgün, acı gerçeği şu sözlerle açıkladı. “Bir kısmı hayatını erken kaybedecek, uzun yaşayanlar da kanser veya tüberküloz riskiyle karşı karşıya.”
2000’li yılların başında Bingöl’ün ilçenin Taşlıçay köyünden çalışmak için İstanbul’a giden gençler, ‘merdiven altı’ tabir edilen atölyelerde kot taşlayarak geçimlerini sağlamaya başladı. Çalışma imkânı bulanlar, köydeki işsiz yakınlarını da çağırarak atölyelere yerleştirdi. Yıllarca kotların taşlandığı sağlıksız ortamlarda soludukları silika tozu nedeniyle akciğer rahatsızlığına yakalanan gençler, yatağa mahkûm oldu. Hastalık nedeniyle ölenlerin sayısının 14’e yükseldiği Bingöl’de ‘silikozis köyü’ olarak bilinen 300 haneli Taşlıçay’da çok sayıda kişi, hastalıkla mücadele ediyor. Kesin olmayan rakamlara göre Türkiye’de yaklaşık iki bin silikozis hastası bulunurken, bunlardan 400’ü Bingöl’de yaşıyor. Hastalardan 300’ü ise ‘silikozis köyü’ Taşlıçay’da yaşamlarını sürdürüyor.

Yıllardır hastaları takip ediyor
2004 yılında Türkiye’de ilk silikozis teşhisini koyan Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Akgün, Yakutiye Araştırma Hastanesi’nde kayıtlı 550 hastanın bulunduğunu söyledi. Akgün, 2004 yılından sonra hasta sayısının artmaya başlamasıyla dönemin belediye başkanıyla görüştüklerini ve bu durumda olan hastaları Erzurum’a getirttiklerini anlattı.
“Korkunç bir durum”
Gelen 145 hastanın yüzde 53’ünde silikozis belirlediklerini kaydeden Prof. Dr. Akgün, “Yüzde 53 çok yüksek bir oran. Madenlerde görülen ortalama rakam yani kabul edilebilir rakam yüzde 2,5’dur ama Karlıova’dan İstanbul’a gidip çalışanlarda bu oran yüzde 53. 2011’de bir yasa çıktı maluliyet hakkıyla ilgili biz bunları çağırdık ki gelin tekrar değerlendirelim dedik, çünkü SGK’ya başvuracaklardı. O zamanda gördük ki, önceden sağlıklı gördüğümüz kişiler hiç çalışmadıkları halde hastalıkları 4 yıl içinde ilerlemiş. Ne yazık ki yeni teşhis koyduğumuz hastalar da oldu ve bu oran yüzde 53’den yüzde 96’ya çıktı. Maalesef böyle korkunç bir durum söz konusu. Öyle ki 2011 yılında yine 145 kişi için yaptığımız davete 74 hasta geldi, 9’u hayatını kaybetmişti. Gelenlerin yüzde 82’sinin hastalığında ilerleme, yüzde 66’sının da solunum fonksiyonlarında bozulma vardı. Gelenlerin içinden sadece üç kişinin durumları normal kalmıştı. Hepsinde silikozis gelişmişti” diye konuştu.

Bir ay bile çalışan tehlike altında
Silikozis hastalığının maden çalışanlarında ortaya çıkması için 10 – 15 bazen 20 yıl gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Metin Akgün, kot kumlama da kapalı ve havalandırmanın olmadığı mekânlarda toza çok daha yoğun maruz kalındığı için bir ay çalışılsa bile hastalığın ortaya çıktığını vurguladı. Silikozis nedeniyle hayatlarını kaybedenlerin 3 yıl ve üzeri çalışanlardan oluştuğunu da ifade eden Prof. Dr. Akgün, şunları söyledi. “Bir ay çalışıp da ciddi bir hastalığın ortaya çıktığı başka bir sektör yok. Ne yazık ki hastalığın tedavisi de yok. Kayıtlı hastalarımız için hastanede oksijen vermek ya da destek tedavisi uygulamak dışında bir şey yapılamıyor. Çoğu zaten oksijen tüpleriyle evde ölümü bekliyorlar.”
“Akciğer nakli var ama…”
“Tedavi de çok zor bir seçenek var o da akciğer nakli ama çok başarılı değil. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni yapılıyor. Bu noktada erken teşhis çok önemli. Birincisi tedavisi olmamasına rağmen kişi toza ne kadar az maruz kalırsa, ondan sonraki hayatını daha kaliteli sürdürecek. İkincisi ise bir vakanın teşhisinden sonra çevresindeki insanları da kontrol etmek durumundayız. Bu şekilde hayatlar kurtarabiliriz.”
Ölüm kaçınılmaz
Silikozis hastalarının durumlarının maruz kaldıkları silikaya göre değiştiğini de anlatan Prof. Dr. Akgün, şöyle devam etti. ”Hepsi aynı derecede etkilenmemiş, farklı farklı atölyelerde çalışmışlar, kimisi daha kötü ortamda çalışmış, kimisi biraz daha iyi. İşin kötüsü silikozda, silikaya maruz kalındığı zaman tüberküloz hastalığına da yakınlık artıyor, çünkü silika tüberküloz savunması için ilk hücreleri ortadan kaldırıyor. Haliyle tüberküloz riski çok yüksek. Silikanın bir diğer özelliği kanserojen bir madde. Bunun yanında romatizmal hastalıklar daha fazla gelişiyor. Sonuçta hastaların bir kısmı hayatlarını daha erken kaybedecek, uzun yaşayanlar da tüberküloz, romatizmal ve kanser riskiyle karşı karşıya olacaklar.”
Türkiye’de 50’nin üzerinde işçi öldü
Türkiye genelinde kot kumlama da çalışıp hayatını kaybeden 50’nin üzerinde işçi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Metin Akgün, kumlama işinin İngiltere’de 1949 yılında, tüm Avrupa’da ise 1956 yılında yasaklandığını anımsattı. Türkiye’de de 2009 Mart ayında yasaklanan yöntemin ‘merdiven altı’ işyerlerinde devam ettiğini kaydeden Prof. Dr. Akgün, dünya genelinde de özellikle Bangladeş’te çok sayıda silikozis hastası olduğunun altını çizdi.
Ölüm zinciri oluşuyor
Silikozis hastalığının artmasında en büyük sebebin kot kumlama işi bulan birinin yakın çevresini de o atölyelerde istihdam etmesi olduğunu anlatan Prof. Dr. Akgün, “Karlıova’dan biri gidiyor, ‘iş buldum’ diyor sonra eşini, dostunu, arkadaşını İstanbul’a götürüyor. Bugün maalesef Taşlıçay köyünde her evde bir silikoz hastası var. Ekonomik nedenlerden, geçim sıkıntısı yüzünden çalışmaya İstanbul’a gitmişler ve ne yazık ki şimdi bu durumdalar. Bakın bir benzeri 1987 yılında Yozgat’ın Çekelek ilçesi Koyunculu köyünde yaşanmış. Köyden biri İstanbul Pendik’te cam hammaddesini yapan bir firmada iş bulmuş, sonrasında köy toptan aynı fabrikaya gitmiş, 26 kişi hastalanmış ve 14’ü hayatlarını kaybetmiş.”
“Bozhöyük’te de durum farksız değil”
“Son dönemde de Bozhöyük’teki seramik fabrikasında çalışanlara silikoz teşhisi konuldu. Bu da korkutucu çünkü seramik geniş bir sektör Türkiye’de. 2010 rakamlarına baktım 26 bin kişi doğrudan istihdam ediliyor, dolaylı istihdamla birlikte 220 bin kişiyi buluyor. Şimdi Bozhöyük’te 60 bin nüfus var, hemen yine her evde seramik fabrikasında çalışan kişi var.”

Reklamlar


Kategoriler:Akademi(k), Her Şey

Etiketler:, , , , ,

%d blogcu bunu beğendi: